Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ

SÖYLEŞİ: KALP HASTALIKLARI VE KALP AMELİYATLARI
ÖZEL ANKARA UMUT HASTANESİ KALP SAĞLIĞI EKİBİ

KARDİYOLOJİ
 
Prof. Dr. Nadir BARINDIK
Uzm. Dr. Savaş AÇIKGÖZ
Uzm.  Dr. Aslı TANINDI
KALP VE DAMAR CERRAHİSİ

Prof. Dr. Ümit ÖZYURDA
Doç. Dr. Kaan KAYA
Op. Dr. Alpaslan TELLİ
 


 


Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Yüksek tansiyon, koroner arter hastalığı, ritim bozuklukları, kalp yetmezliği ve doğuştan gelen kalp hastalıkları sık rastladığımız ve gittikçe artış gösteren sağlık sorunlarından bazılarıdır. Bunlara kısa kısa değinmek istiyorum.
 
Ülkemizde erişkin çağdaki her 3 kişiden 1’inde hipertansiyon vardır. Yaş ilerledikçe hipertansiyon görülme sıklığı % 60-80’lere kadar yükselmektedir ve ne yazık ki çoğu kişi hipertansiyon hastası olduğunun farkında değildir.
 
Koroner damar hastalıkları ile ilgili biraz açıklayıcı bilgi vermek istiyorum. Kalpten çıkan en büyük atardamar olan aort, dallanarak bütün vücuda temiz kan taşır. Aort damarından çıkan sağ ve sol ana koroner damarlar ise kalp dokusuna temiz kan taşır. Koroner arter hastalığı bu damarların yapısının bozulması, daralması veya tıkanmasıdır. Bu durumda kalp kasına kan akışı yetersiz olabilmektedir.  Tam bu noktada kalp krizinden bahsetmek gerekir.  Kalp kasının bir kısmına akan kan tamamen kesilir veya kalbin enerji ihtiyacı, gelen kan akışının miktarını aşarsa kalp krizi meydana gelebilir. Bu nedenle koroner damar hastalıklarında erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.
 
Ritim bozuklukları da sık gördüğümüz hastalıklardandır ve kimi durumlarda ölümcül olabilir. Bu nedenle konuyu biraz açıklayalım. Kalbin sağ kulakçığında düzenli aralıklarla elektriksel uyarı çıkaran hücreler bulunur. Yine bu uyarıları kalp içine yayan ardı ardına dizilmiş hücreler vardır ve kablo gibi düşünebiliriz.  Kalbin kasılmasını sağlayan elektriksel uyarının çıkışında veya iletilmesinde bazı problemler oluşabilir ve ritim bozukluğu gelişebilir.  Hastalarda; çarpıntı, tekleme, yavaşlama, düzensiz atım gibi bulgularla kendini gösterebilir.
Doğumsal kalp hastalıklarında ise karıncık veya kulakçıklarda görülen delikler, damarlarda ve kalp kapakçılarında görülen sorunlar başta gelmektedir.
Kalp, her vuruşunda oksijen ve besin maddelerini vücuda pompalar. Kalbin pompalama gücü gerekenden az ise kalp yetmezliğinden söz edilir. Diğer bir ifade ile beyin, böbrek gibi hayati organlar dahil tüm organlara, kaslara ve dokulara yeterli kan ve oksijen ulaşmaz. Kişi yorgun, halsiz ve güçsüz düşer. Tabii bu durumda kalp kası gittikçe zayıflar,  tüm organlar zarar görmeye başlar ve tablo gittikçe ilerler.
Öncelikle tıbbi öykü dediğimiz hastanın ailesel, fiziksel, doğuştan veya genetik bilgileri ve mevcut şikâyetleri ve durumu ile ilgili kapsamlı bilgi almak çok önemli. Son 30-40 yıl içerisinde kalp hastalıklarının teşhis ve tedavisinde çok önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Tabii bir takım tetkik ve incelemeler de yapıyoruz. EKO, EKG, EFOR testi, kan incelemeleri, taşınabilir cihazla ritim ve tansiyon testleri ve anjiyografi görüntülemeleri başta gelmektedir.
Kalp hastalıklarının teşhisi için iyi bir teknoloji çok önemli ve en yeni teknolojiyi kullanmak gerekli. Günümüzde klasik koroner anjiyografi dışında çok kesitli bilgisayarlı tomografi cihazı ile anjiyografi yaparak 2 dakika gibi kısa bir sürede kalp hastalıklarına teşhis koyabilmekteyiz. Kalbin tüm anatomik yapısı ve hastalıkları kısa sürede tespit edilebilmekte ve dakikalar içinde tedaviye geçilebilmektedir. 
Başta da söylediğim gibi tıp teknolojisinde çok önemli gelişmeler var ve bunlar hem bizlere hem de hastalara büyük kolaylık sağlıyor.  Önce anjiyo nedir bunu tanımlayalım. Bizim anjiyografi dediğimiz işlem kısaca damar görüntülemedir. Herhangi bir damar sistemindeki kan akımının durumunu,  damarın çapı, pıhtı, darlık ya da tıkanıklık gibi sorunlar ve nerede olduğu gibi birçok konuda bilgi verir. Renkli doppler ultrasonografi, halk arasında kansız anjiyo diye tabir edilen bilgisayarlı tomografik anjiyografi, MR cihazı ile anjiyografi ve kateter anjiyografi gibi çeşitli yöntemlerle damarları görüntüleyebiliyoruz.
Bilgisayarlı tomografik anjiyografi yaklaşık 5-10 dakika sürmesi nedeni ile oldukça konforlu bir işlem. Hasta aynı gün normal yaşamına dönebilmektedir.  El bileğinden yaptığımız anjiyografi de oldukça konforludur. Hasta yatağa bağımlı kalmaz ve kısa sürede günlük yaşamına dönebilir. Kateter anjiyografi dediğimiz kasıktan girilerek yapılan klasik yöntemde ise PTCA dediğimiz balon ile damar açma ve/veya stent dediğimiz çelik kafes uygulaması yapılabilmektedir.
Bu yöntemlerden hangisini seçeceğimizi hastamızın durumunu kapsamlı değerlendirdikten sonra hastamızla karşılıklı konuşarak belirliyoruz.
Tabii anjiyo temelde bir teşhis yöntemidir ve kalp kapakları, aritmiler konusunda da bize fikir vermekte ve müdahalede bulunmamıza imkan vermektedir.
Kişiler saçını, görünüşünü, kıyafetini önemsendiği gibi damarlarını da önemsemeli ve iyi bakmalı. Tabii bazı değiştirilemeyen faktörler var. Genetik miras, ailede kalp hastalığı, yaş, cinsiyet gibi. Bu durumda kişiler daha erken ve daha yakın takipte olmalıdır.  Bunun yanı sıra bildiğiniz gibi hareketli olmak ve dengeli beslenmek başta gelen önerilerimiz. Haftada en az 3 gün 45 dakika tempolu yürüyüş çok önemli. Kilo ve bel çevresi genişliğine dikkat edilmeli. Bel çevresi genişliğinin kadınlarda 85-90 cm.,  erkeklerde 100-105 cm.yi geçmemesi gerekir.  Sigara ve alkol içilmemeli,  tansiyon, şeker gibi hastalıklar takip altında olmalı. Günümüzde stres de kontrol altına alınması gereken konulardan biridir.
Aort kalpten çıkan en büyük atardamardır. Genel olarak aort hastalıkları, damarın genişlemesi, damar tabakalarının birbirinden ayrılması, halk deyimi ile yırtılması, tıkanması veya daralması şeklinde şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Aort hastalıkları kimi zaman karın ağrısı ile bulgu verirken kimi zaman da göğüste ağrı, nefes darlığı, ağızdan kan gelmesi, terleme, nabız sayısının düşmesi gibi bulgular da görülebilir. Aort hastalıklarında da önceden teşhis yine çok önemli. MR ve bilgisayarlı tomografi transözefajial ekokardiyografi, gibi görüntüme yöntemlerin yanı sıra, aort damarının anjiyografi ile görüntülenmesi en başta gelen tetkik yöntemimizdir.
Kalp cerrahisinde tüm dünyada ve ülkemizde önemli gelişmeler var ve gelişen teknoloji hekimlerine çok yardımcı olmakta. Biz kardiyo vasküler cerrahi hekimleri çoğunlukla kalp kapaklarının onarılması, değiştirilmesi, kalp ritmini düzenleme amaçlı cihaz takılması ya da bypass dediğimiz koroner damarlarının onarılması gibi ameliyatlar yapıyoruz. Bunun yanı sıra varis, emboli, doğumsal kalp hastalıkları ameliyatları da bizim alanımıza girmekte.
 
Son zamanlarda açık kalp ameliyatları giderek kapalı ameliyatlara dönüşmekte. Standart kalp ameliyatlarında kalp durdurulur ve kalbin fonksiyonlarını gelişmiş bir makine yapar. Günümüzde kalp ameliyatlarının tekniği ile ilgili oldukça önemli gelişmeler var.  Kalbi durdurmadan, çalışan kalpte yapılan ameliyatların yansıra,  küçük kesi ile ya da göğüs kafesi açılmaksızın kamera yardımı ile kapalı kalp ameliyatları yapılmaktadır.
Bildiğiniz gibi standart ameliyat göğüs kemiğinin açılması ile yapılmaktadır. Bu hem iyileşme süreci hem de hasta konforu açısından oldukça önemlidir. Kalp ameliyatlarında son yıllarda küçük kesiler kullanmaya başladık.  Bu sayede hastalarda daha az enfeksiyon riski olmakta ve daha çabuk iyileşmektedir. Göğüs kafesinden birkaç cm. lik kesi ile kapak veya aort hastalıklarına müdahale edebilmekteyiz.  Bu ameliyatları uygun şartlar altında tamamen kapalı teknikle kameralar yardımı ile de uygulamaktayız. Hastalardan haklı olarak bu konuda çok fazla soru geliyor.  Tabii bu yöntemler her hastalıkta, her hastada uygun olmayabilir.
 
Bazı ameliyatları kalbi durdurmadan “çalışan kalpte” uyguluyoruz. Bu sayede hastalar çok daha hızlı iyileşiyor, normal hayata daha çabuk dönüyor”.  Çalışan kalpte, sürekli hoplayıp zıplayan bir organ üzerinde ameliyat yapmak, mikroskobik dikişler kullanarak damarları birbirine dikmek tabii ki iyi bir tecrübe gerekir.
 
Bildiğiniz gibi en sık yaptığımız kalp ameliyatlılarının başında koroner arter hastalığı yer almaktadır.  Ne tür bir tedavi yapılacağına kardiyoloji ekibi ve kalp cerrahı ekibi olarak hastanın durumunu değerlendirerek karar veriyoruz. İlaç tedavisi, koroner balon anjioplasti, stent uygulamalarının yeterli yarar sağlamayacağı durumlarda koroner bypass ameliyatı yapmaktayız. Tabii ki kalp ameliyatları da bir takım işidir. Bu takımın parçaları tecrübeli ve bilgili doktorlar, teknolojik alt yapı ve özel eğitim almış sağlık çalışanlarıdır.   Biz 20 yıla yakın aynı ekiple her yıl 1000’den fazla hastaya koroner arter bypass ameliyatı yapıyoruz. Hem teşhis hem de başarılı ameliyatlar için iyi bir teknoloji, deneyimli bir ekip ve alt yapısı güçlü bir hastane gerekir.
Ameliyat sonrası dönemde takip ve bakım ayrıca önemlidir. Kalp ameliyatı sonrası hastalarımızı yoğun bakım ünitemize alıyoruz. Burada kalp, solunum fonksiyonları ve diğer bulgularını kesintisiz yakın takip ediyoruz.  Hastalarımızı, merkezi monitörlerle sürekli her dakika gözlem altında tutuyoruz.
Bahsettiğimiz gibi koroner arterlerde kan akısını engelleyen bir darlık vardır.  Ameliyatın amacı darlık olan damarın alt tarafına yeni bir damarla kan götürebilmektir. Biz bu noktada greft dediğimiz yeni damarlar kullanıyoruz. Yani darlığın öncesinden başlayan ve darlığın arkasında sonlanan yeni bir damar ekliyoruz. Kısaca kanı taşıyan yeni bir yol yapıyoruz. Bu greftleri hastanın kendi kolu memesi ya da bacağındaki damarlardan alıyoruz.
Aort hastalıkları nasıl tedavi edilir?
Erken teşhis edilen küçük aort sorunlarında ilaç tedavisi seçeneğimiz var. Ancak ciddi aort hastalıklarında kasıktan girilerek aort damarına müdahale edebiliyoruz. Çok daha ileri sorunlarda ise cerrahi müdahalede bulunuyoruz.
 
Aort hastalıkları; anevrizma dediğimiz damarın genişlemesi, damar tabakalarının birbirinden ayrılması, damarın tıkanması veya daralması olarak görüşmektedir.  Aort anevrizması çok ciddi bir durumdur. Damarın genişlemesine bağlı olarak yırtılma riski vardır ve bu hayatı tehdit eder.
 
Hayatı tehdit altına alan diseksiyon durumlarında hastayı ameliyata alıyor ve yapay damar ekliyoruz.  Aort anevrizmalarında önce anjiyo yapılır. Anevrizmalar her an yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir. Eğer anevrizma küçük ise ilaç tedavisi ve kontrollerle devam ediyoruz. Eğer anevrizma çapı büyük ise kasık bölgesinden girerek damar içine stent yerleştiriyoruz. Aortun tıkandığı durumlarda da stent ya da ameliyat ile müdahale ediyoruz.
 Biz buna kısaca Endovasküler Aortik Stent-Greft Replasmanı işleminin baş harflerini kullanıyor ve EVAR diyoruz.  Günümüzde aort anevrizması (aort damarında genişleme) hastalığının tedavisinde, uygun hastalarda sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemi haline gelmiştir. EVAR, endovasküler olarak, yani kapalı yöntemle damar içerisinden anevrizmaya kendinden stentli bir suni damar (stentgreft) yerleştirilmesi işlemidir.
 
Bu işlem için hastanın işlem öncesi değerlendirmeleri çok önemlidir. Anevrizmanın bu tedavi için uygun olup olmadığını değerlendirmede en iyi yöntem üç boyutlu bilgisayarlı tomografidir.
 
Anestezi yöntemi olarak çoğunlukla, belden uyuşturma ya da genel anestezi kullanılmaktadır. Her iki kasığa yapılan küçük kesilerle kasık atardamarları yolu ile damar içerisine üzerinde metal stent ve özel bir kumaştan oluşan suni damar yerleştirilmiş olan kateterler ilerletilir. Günümüzde bazı özel yöntemler ile uygun vakalarda kasıklar açılmadan da işlem gerçekleştirilebilmektedir. Suni damar üzerindeki stentler suni damarın katlanıp kapanmasını engeller ve suni damarı aort damarının duvarına doğru yapıştırır. Bu suni damar genişlemiş aort damarının içinde açılarak anevrizma içerden onarılmış olur. Klasik açık cerrahiye kıyasla, sadece küçük bir cerrahi işlem uygulandığı ve daha hafif ve kısa süreli anestezi kullanıldığı için hastalar işlem sonrası çok daha rahat ve konforlu olmaktadır.
 
 
İşlem sonrasında genellikle hastanın hastanede bir ya da iki gün daha yatması gerekir ve bu sürenin sonunda daha sonra kontrollere gelmek üzere taburcu edilir. Genellikle 10-15 gün içerisinde normal yaşamına geri döner. Stentin belli aralıklarla tomografi ile takip edilmesi gerekir.
 
İşlem sonrası yine kişinin yaşam tarzında ve alışkanlıklarında değişiklikler yapması gerekmektedir. Kullanılıyor ise sigaranın tamamen kesilmesi, kolesterol ve yağ içeriği düşük gıdalar ile beslenilmesi ve günde en az bir saatlik haftada 3-5 kez yürüyüş, ağırlıksız fiziksel egzersiz çalışması tavsiye edilir.