Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

Metabolik Cerrahi

Gıdalar mide barsak sistemimizde sindirildikten sonra şeker yağ ve proteinler olarak parçalara ayrılıp kana karışır. Gıdalarla kana karışan bu maddeler içinde glikoz yani şeker organizmamızın temel enerji kaynağıdır. İnsülin ise pankreasımızın bir hormonu olup glikozun hücre içine girişini ve böylece enerjiye dönüştürülmesini sağlar. İnsülin hormonunun bu etkisinin azalması ya da bozulması glikozun hücre içine girişinin zorlaşmasına yol açar. İnsülin etkisinin bozulması ve glikozun hücre içine girişinin zorlaşmasına insülin direnci denir. Bu direncin kırılması için insülin salgısı pankreas tarafından arttırılır. Sonuç olarak hiperinsülinemi ( insülin fazlalığı) ortaya çıkar.

Metabolik Sendromun (MS) esas faktörü insülin rezistansı ve buna bağlı olarak gelişen hiperinsülinemidir. 1998 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından insülin rezistansı, glikoz toleransı ile birlikte obezite, mikroalbuminüri ve hipertansiyondan ikisinin birlikteliği metabolik sendrom olarak tanımlamıştır. Bu gruptaki bireylerde gelecekte diyabet ve aterosklerotik kalp ve damar hastalıklarının gelişme riski olmayanlara göre 2-5 kat fazladır. Uygun hastalarda birçok farklı cerrahi girişim ile obezite ve diyabetin tedavisi mümkündür. Özel Ankara Umut Hastanesi’nde hastanın vücut kitle indeksi, hormonal düzensizlikler, diabet varlığı, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem rahatsızlıkları gibi durumlar değerlendirilerek hastaya en uygun cerrahi girişim seçeneği sunulmaktadır.